Değişim ve Yansıması
Bir zamanlar bir yolcu varmış, içinde kırgınlıklar,umutlar ve biraz da sessiz bir yorgunluk taşırmış.Nereye dokunsa, orada bir iz birakır sanırmış kendini.
Ama günün birinde fark etmiş ki aslında iz bırakan elleri değil, kalbinin hâliymiş.
Ne zaman içi kararsa, dokunduğu yer solarmış,ne zaman içi yumuşasa, taş bile çiçek açarmış.
Bir ağaca dokunmuş bir gün….
Ağaç daha yeşil, daha canlı olmuş
Bir insana değmiş sonra…o insan kendini daha anlaşılmış hissetmişO an anlamış:
“Fark ettim ki dokunduğum her şey, ben değiştikçe şekil almaya başlamış:
Ve o günden sonra yolcu, dünyayı değiştirmeye çalışmayı bırakmış..
Kendini değiştirmeye başlamış,Çünkü biliyormuş artık:
Dünya, insana değil… insanın içindeki hâle göre şekil alıyormuş..Her sabah kendinize şu soruyu sorun: “Bugün hangi benliğimle dünyaya dokunuyorum?” Öfkeyle dokunursanız
kırar, şefkatle dokunursanız parlatırsınız. Seçim,parmak uçlarınızda..Bu yüzden belki de en doğru soru şu:
“Hayat neden böyle?” değil.
“Ben neyi hâlâ aynı tutuyorum?”
Yorum gönder